Knidos Kiremit Batığı
Knidos'a ilk defa 1985 yılının
Temmuz ayında gelmiştim. Geçen yıllar içinde bir çok
kere ziyaret etme imkanını bulduğum bu Karya kentinin hemen girişinde
yer alan Kiremit Batığına ise temsilci olarak katıldığım
bir sualtı araştırmasında
dalmış ve çok etkilenmiştim. Dik bir şekilde 35 m
derinliğe kadar inen bir kaya ve daha sonra düz kumluk
bir deniz tabanı vardı. Kaya ile kumluk zeminin birleştiği
yerde onlarca kiremit parçasının arasında, kırık
kylixler, Knidos Amphoraları ve bir maltız görülebilmekteydi.
Çok kısa süren dalış sırasında batığı
inceleme imkanı bulamamıştım.
İlk izlenimlerim kayalığa çarparak batan
bu teknenin çok
talihsiz bir tekne olduğu yönündeydi. Olasılıkla fırtınalı
bir günde Knidos limanına girmeye çalışırken kayalıklara
sürüklenmiş ve belkide ters
rüzgardan ötürü limana giremiyeceğini anlamış ve kayalığın
hemen arkasındaki kumsala ulaşmaya çalışırken kayalara
çarparak batmıştı.
Büyük bir ticaret teknesi kayalara çarpıyor, güvertede koşuşturan
mürttebat kırılan yelken direği, tutmayan çapalar, dalgaların
kaldırıp kayalara vurduğu
teknenin çatırdayan gövdesi,
ikinci darbeden sonra açılan büyük bir delik ve bu delikten giren
suyla batmaya başlayan tekne. Roma
Çağında gerçekleşen bu olay büyük olasılıkla Knidos
halkı tarafından bir film şeridi gibi izlenmişti.
Muhtemelen kaptan ve mürettebat yüzerek kıyıya ulaşabilmişler
ve Knidos halkı tarafından yardım görmüşlerdi.
Bugün Tufan ve Jose ile yaptığım dalışta 35
metreye kadar inen dik kayanın gizemli
çekiciliği ve yarattığı boşluk duygusu ile
aradan geçen yıllara rağmen her şeyi yerli yerinde
bulunan kiremit batığına ulaşmak büyük bir mutluluk vermişti.
Ona tekrar dokunabilmiştim.
MS 1-3.yy'lara tarihleyebileceğimiz Knidos amphora
örnekleri bulunan batığın ana yükü olan
kiremitlere Knidos'ta rastlanmakta
olması teknenin Knidos ile yakın bir ilişkisinin
olduğunu göstermekteydi.
İki dalış sonrası Güneye doğru
hareket ettiğimizde geçtiğimiz sulardan biraz önce gördüğümüz
teknenin binlerce yıl önce geçtiğini düşünmemek
elde değildi.
Bu tekneyi Akdeniz'in ıssız koylarında
batan diğer teknelerden ayıran tek şey batarken onu seyreden
insanların olmasıydı.