Dört Liman ve On Batık
Yirmi günü geride bırakıp önümde yığılmış
olan yazılı kayıtlara, video bantlara, dijital arşivlerimize baktığımda
yorgunluğumu anlayabiliyorum. Bu kadar kısa bir süre içinde 14 noktada çalışma
yapmış olmamız başarı ama süre olarak yeterli değil. Bu kalıntılar o
kadar değerli ve önemli ki, her noktada en azından bir hafta çalışmam
gerek.
Projenin bu ilk bölümünü bir ön
inceleme olarak kabul etmek lazım. İkinci bölümde bu batık ve limanlardan
bir bölümüne tekrar gidip inceleme ve kayıtları genişletmeyi düşünüyorum.
Bu
liman ve batıklara kısaca bir göz atalım. Önce
limanlar:
Çalışma
yaptığımız antik liman kalıntılarının başında Myndos geliyor. Bugün
Gümüşlük olarak Bodrum yarımadasının ilgi gören yörelerinden biri olan
Myndos mükemmel korunaklı limanı ile antik çağlarda büyük önem görmüş
bir kent. Şimdi bile yöredeki teknelerin en iyi korunak noktası.
Myndos’un tam karşısında bulunan,
daha belirleyici bir tanımla 3 mil batısındaki Çavuş Adası önündeki
sualtı yığıntıları halen bir muamma. Hepimizin düşüncesi, İspanyol
arkadaşımız Jose’nin Kolombiya’da gözlediği deniz tuzaklarından birisi
olduğu. İncelemelerimiz ve bu sualtı yığınlarının güneyinde gözlediğimiz
gizli koridor-geçit bu savı doğruluyor. Bir kaç tecrübeli denizci ile bu görüşü
tartışıp daha detaylı incelemeyi düşünüyorum. Bu arada sizlerin,
‘Anadolu’nun Sualtı Hazineleri Projesi’nin internetteki ekibinin de görüşlerini
arzu ederim. Lütfen düşüncelerinizi
bana iletin. Unutmayın, sizlerde ekibin birer üyesisiniz.
Knidos
ziyaret ettiğimiz üçüncü liman kentimizi oluşturuyor. Denizci olmamın
tesiri olabilir; bence Knidos Anadolu’nun en önemli antik şehri ve limanı.
Tarih boyunca medeniyetlerin gelişmesi ve toplumların birbirleri ile önemli
iletişimleri ticaret ilişkileri ile oluşmuş ise, ve bu süre içinde en geniş
kapsamlı ticaret rüzgar ve yelken gücüne bağlı olarak deniz yolu ile gelişmiş
ise bu savım tartışma kabul etmez bir gerçektir. Ne yazık ki Knidos en
ihmal edilmiş ören yerlerimizden birisidir. Yapılan kazı ve incelemeler
yetersiz, sonuçlar ise tatmin edici değildir. Yörede kazı yapan ekibi suçlamıyorum;
onların imkansızlıklar içinde kıvrandıklarının farkındayım. Her
neyse, belki bir gün Knidos hakkettiği ilgiyi görecektir.
Loryma, bugünki adı ile Bozukkale,
önemini
belirtmek açısından
mütevazi bir liman. Sahildeki ören yerlerinin önemini ilk girişte
farketmek imkansız; tepelere baktığınızda hiç bir kalıntı gözlemek
mümkün değil. Ama sahile çıkıp dolaştığınızda hemen giriştekinden başka
iki kale daha olduğunu ve sahilden en yüksek tepeye kadar bir çok yerleşim
yerlerinin mevcut olduğunu gözleyeceksiniz. Çevredeki batıklar da bu tabi
limanın tarih boyunca kullanıldığını ve fırtınadan kaçarken limana sığınabilme
şansını yakalayamamış bir çok geminin çevrede batmış olduğunu teyid
ediyor.
Bir kaç cümle ile tanımlamaya çalıştığım
limanlarımız bunlar. Zamanla, topladığımız verileri değerlendirdikçe
sizlere daha fazla bilgi aktaracağım.
Gelecek
sefere de batıklara kısaca göz atacağız.